24 Ünitede İngilizce
Seviye B1 · Ünite 19

Modals of Obligation & Deduction

must, have to, should, might: zorunluluk ve tahmin
Bu ünitede

Kural koymayı, tavsiye vermeyi ve ihtimal derecesi belirtmeyi öğreneceksiniz. Buradaki en kritik nokta olumsuz hâllerin anlamının tamamen değişmesidir.

01 Konu anlatımı

must ve have to: iki tür zorunluluk

must = konuşanın kendi koyduğu iç zorunluluk: I must stop smoking. (kendime söylüyorum)
have to = dışarıdan gelen kural: I have to wear a uniform at work. (şirket böyle istiyor)
Pratikte konuşmada have to çok daha yaygındır. must'ın geçmişi ve geleceği yoktur, o zaman had to ve will have to kullanılır.

Olumsuzlar tuzaktır — anlam tamamen değişir

Bu, ünitenin en önemli kısmı:
mustn't = yasak. You mustn't park here. (Buraya park etmek yasak.)
don't have to = gerek yok. You don't have to park here. (Buraya park etmek zorunda değilsin, istersen başka yere park et.)
İkisi birbirinin zıddıdır ve Türkler çoğu zaman “zorunda değilsin” demek isterken yasak koyar.

should: tavsiye

should / shouldn't = -meli, -malı. You should see a doctor. Daha güçlüsü ought to, daha yumuşağı You'd better… (yoksa kötü olur anlamı taşır): You'd better take an umbrella.

Tahmin (deduction): emin misiniz?

İhtimal merdiveni yüksekten alçağa:
must be = kesin öyledir (%95): He must be tired, he worked all night.
might / may / could be = olabilir (%50): She might be at home.
can't be = kesinlikle değildir (%5): That can't be true!
Dikkat: tahminde olumsuz için mustn't değil can't kullanılır.

02 Kalıp tablosu

KalıpAnlamÖrnek
must / have tozorunluYou must wear a helmet.
mustn'tyasakYou mustn't smoke here.
don't have togerek yokYou don't have to come.
should / shouldn'ttavsiyeYou should rest.
had betteryoksa sorun olurYou'd better hurry.
must bekesin öyledirHe must be her brother.
might / could beolabilirIt might rain later.
can't bekesinlikle değilShe can't be serious.

03 Örnek cümleler

You must show your ID at the entrance.
Girişte kimliğinizi göstermelisiniz.
I have to work this Saturday.
Bu cumartesi çalışmak zorundayım.
You mustn't touch that button.
O düğmeye dokunmamalısın. (yasak)
You don't have to pay now; you can pay later.
Şimdi ödemek zorunda değilsin, sonra ödeyebilirsin.
You should take a break; you look exhausted.
Ara vermelisin, bitkin görünüyorsun.
He must be at least sixty.
En az altmış yaşında olmalı.
She might call this evening.
Bu akşam arayabilir.
That can't be right — check it again.
Bu doğru olamaz, tekrar kontrol et.

04 Türklerin en sık yaptığı hatalar

You mustn't come if you're busy.
You don't have to come if you're busy.
“Gelmek zorunda değilsin” demek istiyorsanız don't have to. mustn't “gelmen yasak” demektir.
I must to go now.
I must go now.
must bir modaldır, arkasına to almaz. (Ama have to'da to yapının parçasıdır.)
He mustn't be at home, his car isn't here.
He can't be at home.
Olumsuz tahminde can't be kullanılır.

05 Kelimeler 12 kelime

Kelime
Okunuş
Anlam
obligation
obligeyşın
zorunluluk
rule
ruul
kural
allowed
ılaud
izinli
forbidden
fıbidın
yasak
helmet
helmıt
kask
entrance
entrıns
giriş
exhausted
igzoostıd
bitkin
deadline
dedlayn
son tarih
responsible
risponsıbıl
sorumlu
suggest
sıcest
önermek
probably
probıbli
muhtemelen
definitely
definıtli
kesinlikle
Bu ünitenin kelimelerini kartlarla çalış →

06 Alıştırmalar

Soruları çözebilmek ve cevaplarınızın kaydedilmesi için giriş yapın veya ücretsiz hesap oluşturun.

01 It's a free event. You ___ buy a ticket.
02 You ___ use your phone during the exam. (yasak)
03 The lights are off. They ___ be at home.
04 Doldurun: You look ill. You ___ see a doctor. (tavsiye)
05 Doldurun: Yesterday I ___ to work late. (zorunda kaldım)
06 Doldurun: She ___ be tired; she slept only three hours. (kesin)
Bu ünite: 0 / 6 doğru